Beyin Tümörü Ameliyatında Sarı Işık (Floresan) Teknolojisi

Paylaş

Beyin tümörü tanısı aldınız veya bir yakınınız bu süreçle yüzleşiyor. Elbette, bu durum sizi ve ailenizi derinden etkiler. Zihninizde onlarca soru dolaşır. “Ameliyat başarılı geçer mi?”, “Tümörün tamamı temizlenir mi?”, “Doktor sağlam dokuyu ayırt eder mi?” gibi endişeler taşırsınız. Haklısınız. Beyin cerrahisi, hatayı kabul etmeyen hassas bir alandır. Ancak, teknolojinin geldiği son nokta, bu endişelerinizi büyük ölçüde hafifletir. Özellikle, modern tıbbın cerrahlara sunduğu “Sarı Işık” (Floresan Rehberli Cerrahi) teknolojisi, ameliyatın kaderini değiştirir. Biz cerrahlar, bu teknoloji sayesinde tümörü karanlıkta parlayan bir lamba gibi görürüz.

Bu makalede, beyin tümörü ameliyatlarında devrim yaratan Sarı Işık teknolojisini en ince ayrıntısına kadar anlatacağız. Ayrıca, bu yöntemin size veya hastanıza sağladığı kritik avantajları, riskleri ve bilimsel temelleri inceleyeceğiz. Hazırsanız, beynin gizemli dünyasına güvenli bir yolculuk başlatalım.

Sarı Işık (Floresan) Teknolojisini Tanıyalım

Beyin dokusu, doğası gereği son derece karmaşık ve homojen bir yapı sergiler. Ne yazık ki, özellikle agresif karakterli beyin tümörleri, normal beyin dokusuyla neredeyse aynı renkte ve kıvamda görünür. Çıplak gözle veya standart mikroskop ışığıyla baktığımızda, tümörün nerede bittiğini ve hayati fonksiyonları yöneten sağlam beynin nerede başladığını ayırt etmek cerrahlar için büyük bir meydan okuma oluşturur. İşte tam bu noktada, Sarı Işık Teknolojisi (Yellow 560 veya Floresan Rehberli Cerrahi) devreye girer.

Bu teknoloji, tümör hücrelerini özel bir boya ile işaretler ve onları görünür kılar. Cerrahlar olarak biz, ameliyat sırasında mikroskobun filtresini değiştirdiğimizde, tümör dokusu parlak bir sarı, yeşil veya pembe renk alır. Buna karşın, sağlıklı beyin dokusu koyu renkte kalır veya mavi yansır. Böylece, tümör ve beyin arasındaki sınır keskin bir çizgiyle ayrılır. Sonuç olarak, cerrah sağlam dokuya zarar vermeden tümörü maksimum güvenle çıkarır. Bu yöntem, tahminlere dayalı cerrahiyi ortadan kaldırır ve görerek, bilerek yapılan bir cerrahi imkanı sunar.

Sistem Nasıl İşler? Bilimsel Altyapı

Sarı ışık teknolojisinin arkasında muazzam bir biyokimyasal süreç yatar. Bu süreci anlamanız, tedaviye olan güveninizi artırır. Sistem basitçe bir boyama mantığına dayanmaz; hücresel düzeyde akıllı bir etkileşim kurar. Süreç şu adımlarla ilerler:

1. İlacın Vücuda Girişi

Ameliyattan yaklaşık 3 ila 4 saat önce hastalarımıza özel bir sıvı ilaç içiririz. Bu madde genellikle “5-ALA” (5-Aminolevülinik Asit) adını taşır. Hasta bu ilacı suya karıştırarak içer. İlaç, mide ve bağırsak sisteminden emilir ve kana karışır.

2. Kan-Beyin Bariyerini Aşma

Beynimiz, “Kan-Beyin Bariyeri” adı verilen koruyucu bir zırha sahiptir. Bu zırh, kandaki zararlı maddelerin beyne geçmesini engeller. Ancak, beyin tümörleri bu bariyeri bozar. Verdiğimiz ilaç, bozulmuş bariyerden geçerek sadece tümör hücrelerinin içine sızar. Sağlıklı beyin hücreleri ise koruyucu bariyerleri sağlam olduğu için bu maddeyi içeri almaz.

3. Hücre İçinde Dönüşüm

Tümör hücresine giren 5-ALA maddesi, burada bir dizi kimyasal reaksiyona girer ve “Protoporfirin IX” adı verilen ışığa duyarlı bir maddeye dönüşür. Tümör hücreleri, bu maddeyi dışarı atamaz ve bünyesinde biriktirir. Kısacası, tümör kendi kendini işaretlemiş olur.

4. Mikroskop Altında Parlama

Ameliyat başladığında cerrah, özel donanımlı cerrahi mikroskobu kullanır. Cerrah, mikroskobun üzerindeki “mavi ışık” modunu açar. Bu mavi ışık, tümör hücresinde biriken maddeye çarpar. Fizik kuralları gereği, madde bu enerjiyi emer ve geri yansıtırken rengini değiştirir. Sonuç olarak tümör, karanlık arka planda neon sarısı veya parlak kırmızı bir renk saçar. Cerrah bu ışıltıyı takip ederek tümörü temizler.

Önemli Bilgi: Bu teknoloji herhangi bir radyasyon içermez. Sadece ışık dalga boylarını kullanan optik bir prensip ile çalışır. Dolayısıyla vücuda radyasyon yüklemesi yapmaz.

Sarı Işık Teknolojisinin Sağladığı 7 Kritik Avantaj

Neden cerrahlar ve hastalar bu teknolojiyi ısrarla tercih eder? İşte Sarı Işık teknolojisinin beyin tümörü cerrahisine kattığı 7 hayati değer:

1
Maksimum Tümör Çıkarımı (Total Rezeksiyon): En önemli avantaj budur. Cerrah, normal ışıkta göremediği tümör uzantılarını bu ışık sayesinde görür. Böylece geride tümör dokusu bırakma ihtimalini minimuma indirir.
2
Sağlam Dokuyu Koruma Garantisi: Parlamayan alanlar, hastanın konuşmasını, hareket etmesini sağlayan değerli beyin dokusudur. Cerrah bu alanlara dokunmaz. Böylece felç riski azalır.
3
Nüks (Tekrarlama) Riskini Düşürür: Bilimsel çalışmalar kanıtlar ki; tümör ne kadar iyi temizlenirse, hastalığın geri gelme süresi o kadar uzar. Sarı ışık, bu süreyi hastanın lehine uzatır.
4
Gerçek Zamanlı Karar Verme: Cerrah, ameliyat sırasında “Acaba tümörü aldım mı?” şüphesine düşmez. Anlık olarak sonucu görür ve operasyonu güvenle yönetir.
5
İkincil Ameliyat İhtiyacını Azaltır: İlk ameliyatta başarılı bir temizlik sağladığımız için, hastanın kısa süre sonra tekrar ameliyat masasına yatma ihtimali düşer.
6
Yaşam Süresini Uzatır: Özellikle habis tümörlerde, floresan rehberliğinde yapılan ameliyatların hastaların ortalama yaşam süresini artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
7
Metastazlarda Kesin Çözüm: Beyne sıçrayan kanserlerde (metastaz), tümör ile beyin arasındaki sınırı netleştirerek cerrahi başarıyı zirveye taşır.

Glioblastom ve Zorlu Tümörlerde Kullanımı

Sarı ışık teknolojisi, her baş ağrısında veya her basit kist ameliyatında kullanılmaz. Bu teknoloji, özellikle cerrahı zorlayan, sınırları belirsiz tümörlerde gerçek gücünü gösterir. En sık kullanıldığı alan “Glioblastom” (Glioblastoma Multiforme) adı verilen tümörlerdir. Bu tümörler, ne yazık ki en agresif ve hızlı yayılan beyin kanseri türüdür. Glioblastom, bir ağacın kökleri gibi beyin dokusunun içine sızar. Standart bir ameliyatta cerrah, ana kitleyi çıkarır ancak kökleri göremez. Oysa sarı ışık altında, bu ince kökler bile parlar. Cerrah, bu sayede sinsi ilerleyen uzantıları da temizler.

Bununla birlikte, bu teknoloji sadece Glioblastom ile sınırlı kalmaz. Vücudun başka bir yerinden (akciğer, meme gibi) beyne sıçrayan metastatik tümörlerde de sıkça kullanırız. Metastazlar genellikle çevre dokudan ayrılır ancak bazen derin yerleşimli olduklarında sınırları karışır. Floresan boyama, bu sınırları keskinleştirir. Ayrıca, bazı menenjiom (beyin zarı tümörü) vakalarında da tümörün damarlanma yapısını görmek için bu teknolojiden faydalanırız.

Daha detaylı bilgi için sitemizdeki beyin tümörü tedavisi sayfasını inceleyebilirsiniz.

Cerrah Gözüyle: Ameliyathanede Neler Olur?

Bir beyin cerrahı olarak ameliyathanede yaşadığımız deneyimi size aktarmak isteriz. Bu teknolojiyi kullanmak, karanlık bir odada el feneri kullanmaya benzer. Ameliyatın başında, kafa tasını açar ve beyin zarına ulaşırız. Bu aşamada henüz normal beyaz ışık kullanırız. Tümöre yaklaştığımızda, asistanımızdan ortam ışıklarını kısmasını isteriz. Ardından mikroskobun özel filtresini devreye sokarız.

O an, cerrahi alan masmavi bir renge bürünür. Ancak tümör dokusu, canlı bir lav kırmızısı veya parlak bir sarı tonunda parlamaya başlar. Bu görüntü, cerrah için paha biçilemez bir rehberdir. Cerrah, elindeki aletlerle sadece parlayan kısımları hedefler. Parlaklığın bittiği yerde dururuz. Çünkü biliriz ki, ışığın bittiği yer, tümörün bittiği yerdir. Bu güven duygusu, ameliyat stresini azaltır ve odaklanmayı artırır. Ayrıca, kanamaları kontrol ederken de bu kontrasttan faydalanırız. Kan damarları koyu renkte görünürken tümör parlar, böylece damarları koruyarak ilerleriz.

Hasta Hazırlığı ve İyileşme Süreci

Peki, hasta bu süreçte neler yaşar? Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, içilen ilacın tadı suya benzer ve rahatsız edici değildir. İlacı ameliyattan hemen önce değil, planlanan saatten 2-4 saat önce hemşirelerimiz hastaya verir. Bu bekleme süresi, ilacın tümöre yerleşmesi için gereklidir.

Ameliyat sonrasında ise dikkat edilmesi gereken en önemli nokta “ışık hassasiyeti”dir. İlaç vücuttan tamamen atılana kadar, hastanın cildi güneş ışığına ve güçlü yapay ışıklara karşı duyarlı hale gelir. Bu nedenle, ameliyat sonrası ilk 24 ila 48 saati hastamız loş bir odada geçirir. Perdeleri kapalı tutar ve oda ışığını minimumda ayarlarız. Eğer bu kurala uyulmazsa, ciltte güneş yanığına benzer kızarıklıklar oluşur. Ancak endişelenmeyin, 48 saat sonra ilaç vücuttan tamamen atılır ve hasta normal ışığa çıkabilir. Bunun dışında, ilacın kalıcı bir yan etkisi veya organlara zararı yoktur.

İyileşme süreci, standart beyin ameliyatlarına göre genellikle daha konforlu seyreder. Çünkü sarı ışık sayesinde sağlam beyin dokusuna daha az dokunuruz. Beyin ödemi daha az olur. Bu da hastanın yoğun bakımdan daha erken çıkmasını ve servise daha hızlı geçmesini sağlar. Hastalarımız genellikle ameliyatın ertesi günü yürütülür ve kısa sürede taburcu edilir.

Merak Ettikleriniz (SSS)

Sarı ışık teknolojisi hakkında hastalarımızın bize en sık yönelttiği soruları ve samimi cevaplarımızı aşağıda derledik.

Sarı ışık teknolojisi her hastanede bulunur mu?
Hayır, ne yazık ki bu teknoloji standart her hastanede bulunmaz. Bu yöntem, yüksek maliyetli özel mikroskop filtreleri ve teknik altyapı gerektirir. Genellikle nöroonkoloji (beyin tümörü) cerrahisinde uzmanlaşmış, donanımlı merkezlerde ve bu konuda eğitimli cerrahlar tarafından uygulanır.
İlaç içmek zorunda mıyım, başka yolu yok mu?
Evet, floresan etkinin oluşması için 5-ALA maddesini vücuda almanız şarttır. İlaç olmadan mikroskobun mavi ışığı tümörü parlatamaz. Ancak bazı damar boyama yöntemlerinde (Sodyum Floresin gibi) ilaç damardan verilir. Hangi yöntemin kullanılacağına tümörün tipine göre doktorunuz karar verir.
Ameliyat sonrası hemen görebilir miyim?
Sarı ışık teknolojisi görme yetinizi doğrudan etkilemez. Tümörün yeri görme merkezinde değilse, ameliyattan uyanır uyanmaz görürsünüz. Sadece odanın ışığı loş olacağı için ortamı biraz karanlık algılarsınız.
Bu yöntem çocuklarda güvenli midir?
Evet, pediatrik beyin cerrahisinde de kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Çocukların metabolizması yetişkinlerden farklı olduğu için ilaç dozu kiloya göre hassas bir şekilde ayarlanır. Uzman ellerde çocuklar için de son derece güvenli bir yöntemdir.

Özetle; beyin tümörü cerrahisi zorlu bir süreçtir, ancak çaresiz değildir. Tıp dünyası, her geçen gün hastaların yaşam kalitesini artırmak için yeni çözümler üretir. Sarı ışık (floresan) teknolojisi, biz cerrahların elindeki en güçlü fenerdir. Bu ışık, ameliyatın karanlık noktalarını aydınlatır ve sizi sevdiklerinize daha sağlıklı bir şekilde kavuşturmak için bize yol gösterir. Eğer siz de bu süreçten geçiyorsanız, teknolojinin ve bilimin gücüne güvenin. Unutmayın, doğru teşhis, doğru teknoloji ve tecrübeli ellerle en zorlu tümörlerin bile üstesinden geliriz. Sorularınız ve randevu talepleriniz için sitemizin iletişim bölümünden bize her zaman ulaşabilirsiniz.

Randevu Al

Hemen bugün Prof. Dr. Serdar Baki Albayrak ile randevunuzu planlayın ve daha sağlıklı bir yaşama doğru ilk adımınızı atın.

Randevu için e-posta gönderin

info@drserdarbakialbayrak.com

Kliniklerimiz

Teşvikiye Mah. Hakkı Yeten Cad. No: 11 İç Kapı No: 2 Şişli/ İSTANBUL

63 Ülkeyi Kapsayan Uluslararası Hasta Portföyü

Randevu Formu

Randevu Formu TR
Paylaş
Prof Dr. Serdar Baki ALBAYRAK
Prof Dr. Serdar Baki ALBAYRAK